|
Acıpayam Yolları:
Yine de yeşillendi Acıpayam yolları
Her tarafı yol ediyor Celalimin kanları
Bize de mesken oldu aman Aydın aman damları
Ağlama güzelim ağlama ben yine gelirim
Doğan aylar gibi de güzelim parlar yine gelirim
Evlerini önü bir dönüm darı
Darının yaprakları ayvadan sarı
Bize de çok mu gördünüz alkınalı yari
Ağlama güzelim ağlama ben yine gelirim
Doğan aylar gibi de güzelim parlar yine gelirim
Alaattin türküsü (Acıpayam):
Acıpayam Akalan Kasabasından’Gümüş Diş’bir evin bir oğludur.Gümüş Diş askere gider,askerde iken,o zamanın eşkıyaları,Gümüş Diş’in annesine işkence ederler.Gümüş Diş’e bu haber ulaşır ve askerden gelir.Annesine işkence eden eşkıyaları aramak için dağa çıkar.Dağda birçok arkadaş edinir ve arkadaşları Gümüş Diş’e efe unvanı verirler.Annesinin intikamını alır.Gene o eşkıyalar tarafından Alaattin köyünde pusuya düşürülür ve öldürülür.Öldükten sonra halkımız tarafından ağıt yakılır.
Alettin’e vardım emme durmadım aman aman of of
Onyedi yerimden kurşun yedim ölmedim
Arkedeşim düşman imiş bilemedim aman aman of of
Gel gardeşim hallerimi sor benim aman aman of of
Nuri efeden intikamım al benim
Haydülende haydi ineğin danası aman aman of of
Gızı bana yangın ne garışır anası
Alettin’in al gınalıdır daşları aman aman of of
Garardı da çaldı Gümüş Diş’in gaşları
Neyimiş de yaradanın işleri aman aman of of
Neyimiş de neyimiş yaradanın işleri
Ümmü türküsü:
"Ümmü Türküsü" Ege Bölgesinde kendini kabul ettirmiş bir türkü olması sebebiyle çeşitli yörelere mal edilmektedir.Acıpayam,Çal,Kütahya gibi.Kimine göre Ümmü,Dalaman çayında,kimine göre Büyük Menderes nehrinde,kimisine göre Gediz nehrinde boğulmuştur.Asıl olan türkünün halkın malı olmasıdır.Gerçeğe en yakın rivayet Dalaman Çayı olmakla beraber öyküsü ise hemen hemen aynı anlatılmaktadır.
Ümmü’nün çok güzel olması ile talibi pek çoktu ve zengin babası onu zengin bir ailenin oğluna vermek istiyordu.Ümmü’nün gönlü kuş olup uçmuş,Ahmet isminde fakir bir delikanlıya konmuştu.Ahmet nice hatırlı adamları koydu araya,gönlünü yapamadı Ümmü’nün babasının.Ümmü’nün babası’ Dediğim dedik çaldığım düdük’ dedi ve kızını çayın öte yakasındaki köyün ağasına oğlunu verdi.
Ümmü beyaz gelinlikleri giydi ama gönlü karalar bağlamıştı. Düğün kuruldu,zurna öttü,davul vuruldu,geldi çattı gelin alma.Ümmü gelin ata bindiri lip,damadın köyüne doğru yola koyuldu.Köprüye gelince olanlar oldu.Köprünün altından bir kartal uçtu da at mı ürktü yoksa intihar etmek için kendini mi attı bilinmiyor,bilinen şu ki Ümmü gelinlikleriyle boz bulanık suda buldu kendini.’İmdat yetişin,kurtarın’ diye bağıran çok oldu ya çaya atlayan olmadı.
Olup bitenleri uzaktan gören Ahmet,yol oldu esti,sel oldu aktı ve kaldırıp kendisini çaya attı.Az ilerisinde bürgüsünü gördü Ümmü’nün.Oraya kulaç salladı.Yetişemeden kendi gömüldü azgın sulara.Çok emek sarf etti bulamadı Ümmü’yü.Ümmü gelin gitti gider halen.Ümmü’nün babası,bu işi Ahmet’ten bildi.Kadıya ‘kızımı çaya Ahmet itti’ diye davacı oldu.nezaretteki Ahmet idam edileceğinden değil,sevdiğini tamamen kaybettiğinden,kara yaslara büründü.Hücresinin demir parmaklı penceresi önünde,sesini kapıp koyuverdi,acısından türkü yaktı.
Ahmet bilmiyordu ki o pencere kadının evine bakıyordu.Kadı türküyü dinleyince Ahmet’in suçlu olmadığını anladı ve onu beraat ettirip salıverdi.O günden beri Ahmet’in yaktığı ‘Ümmü türküsü’ halkın dilinden düşmez oldu.
Bir el attım alamadım fesini
Uzak gitti duyamadım sesini
Bulanıkta çaylar nerelere goydun
Ümmümü sunamı of Ümmümü
Onsekizdir de kitap saçın örgüsü
Kadın Ümmümde suya düştü kendisi
Bulanıkta çaylar Ümmümüde vurdu mu
Vurdumun of vurdumu
Bulanıkta çaylar nerelere koydun Ümmümü
Sunamı of Ümmümü
Gahbada çaylar attı da attı duruldu
Bizimde kısmet gurbet ele verildi
Bulanıkta çaylar Ümmümüde vurdumu
Vurdumun of vurdumu
Gaymakam geldide mahkeme guruldu
Ümmü gızın evraklarıda mahkemeye gonuldu
Bulanıkta çaylar nerelere goydun Ümmümü
Sunamı of, Ümmümü
Taş üstüne:
Taş üstüne taş koydum ben,gül yastığa baş koydum ben
Yar sen gelecek diye ,sol yanımı boş goydum ben
Taş üstüne taş olur mu,baş üstüne baş olur mu
Yar üstüne yar sevenin ,iki yakası bir olur mu
Avşar beyleri türküsü:
Selçuklu imparatorluğu,yerini tarihin en güçlü imparatorluğunu kuracak olan Osmanlılara bırakmıştı.O sıralar,Osmanlılarla,başkenti Kütahya olan Germiyanoğulları arasında kız alıp verme olmuştu.Osmanlılar,Germiyanoğullarına çeyiz olarak Acıpayam dolaylarındaki ‘Yeşil Sahra’ denilen eşeler bölgesini vermişlerdi.Germiyanoğulları 5-6 bin atlıyla Yeşil Sahra’ya doğru yola çıktılar.Merkezi Isparta’da bulunan Hamitoğulları durumdan haberdar olup,kuşkuya kapıldılar.Hamitoğulları da kuvvetlerini Yeşil Sahra’nın güneyine yığdılar.Tarihsel bir raslantı olarak Karaağaç Bey’in komutasındaki Avşar aşireti de aynı yere geldi.Horasandan yola koyulmuş,kendilerine uygun yurt araya araya da buralara gelmişler.Karaağaç Bey ovayı görünce’tamam’ diye düşündü.’Sonunda bulduk yurdumuzu’dedi.Oba kondu,Karaağaç bey sağa sola gözcüler yolladı.Kuzeye Honaz’ın kazık beline çıkan gözcüler Germiyanoğullarının,güneye gidenler ise Hamitoğullarının kuvvetlerini görüp,Karaağaç Bey’e ilettiler.Karaağaç Bey,obanın Ulu’su Albaba’ya akıl danıştı.Albaba’bana kalırsa’diye girdi söze’kavgaya tutuşmayalım,zaten Horasan’dan kırıla kırıla geldik.500-600 kişiyle bu kuvvetlere karşı koyamayız’dedi.Karaağaç Bey,belki de yaşamında ilk defa,Albaba’yı dinlemedi. Çok az kuvvetle,Kazıkbelinde Germiyanoğullarını kırıp geçirdi.Germiyanoğullarından,canlarını kurtarabilenler geri dönmek zorunda kaldılar.Olayı haber alan Hamitoğlu’Bu adam buraları haketti’ diyerek savaşa tutuşmaktan vazgeçti.
O günden beri Yeşil Sahra Avşar Beyliği’nin yurdu oldu.Burada kurulan kente Asi Karaağaç dendi.Isparta’da Şarki Karaağaç olduğu için meşrutiyet yıllarında buraya Garbi Karaağaç denildi.Cumhuriyet’ten sonra da ovadaki payam ağaçlarından dolayı Acıpayam adı verildi.yöremize.
İşte Karaağaç Bey’in ,Germiyanoğulları’nı ateş olup kavurması,harman olup savurmasıdan dolayı o zaman obanın ozanı sazı eline aldı,vurdu sazın teline ‘Avşar Beyleri’türküsünü çağırıverdi.
Adını da sevdiğim Avşar Beyleri,
Size de bir vezirlik yakışıp duru,
Topla dizgini tanı kendini
Karşında Germiyan’lar bakışıp duru
Kar mı yağmış,şu Avşar’ın düzüne
Sızılar mı imiş,kır atımın dizine
Selam söyleyin ,Avşar Bey’in kızına
Kendi güler beni ağlatıp duru
Hani benim ekmeğimi yiyenler,
Samur kürkümle,Kır atıma binenler,
Germiyanlar fermanını uyupta,
Dövüşelim Avşar Beyi diyenler.
Avşar Beyi derler,bize ezelden
Bülbül yuva yapmış,gülden gazelden,
Sarı topraklar gitmesin,tez elden,
Çarpışalım der Avşar Beyleri.
Avşar Beyi derki, gelsin göreyim,
O nasıl yiğitmiş bende bileyim,
Armağan isterse,canlar vereyim,
Candan başka armağanım yok benim.
Aşağıdan çıktı Avşar Beyin kervanı,
Aşk ile savrulur güzellerin harmanı,
Gençlik elde iken,sürün demi dervanı,
Kocalıkta dem.devran sürülmez,Avşar Beyleri
Kahramanlar diyarına şaştılar,
Şafak söküp,gün doğmadan kaçtılar
Bizim bahçemize yad eller girelden,
Kaçmayın,dövüşelim der Avşar Beyleri
Sabahleyin çıktım odun yoluna (Düğün odunu türküsü):
1953 yılının ilkbahar sabahında Acıpayam’ın Dodurgalar kasabası davul zurna sesleri ile şenlenir.Bir Cumartesi düğün evinde erkenden bir kaynaşma,telaş ve oradan oraya koşuşmalar görülmektedir.Sanki bir bayram sabahıdır.Düğün sahibinin yakın akrabası olan kadınlar evde toplanmış,yemek hazırlığına başlamıştır.Yakın komşulardan sini,tepsi,leğen,kazan gibi kap kaçaklar ödünç olarak toplanmakta,çeşmelerden sular getirilmektedir.
Bir yandan ateşler yakılıp yemek kazanları kurulurken ,diğer yandan da danalar,oğlaklar kuzular kesilip derisi yüzülmektedir.Sıra düğün odununa gelmiştir.Düğün ve sonrasında kullanılacak olan odunlar için damat ve yakın arkadaşları sabahın erken saatlerinde düğün evinde toplanırlar.Düğün odununa giden genç sayısı ile at,araba,merkep sayısı düğün sahibinin hatırlık derecesine göre değişir. Yöre geleneklerine göre düğün evine getirilecek odunların bir kısmını kız evine göndermek adettir.
Odun dağında türküler söylenip eğlenilerek odun kesilir.Yemekler yenilip köye hareket edilir.Yolda giderken Ali Dana adındaki genç bir ara arkadaşlarından ayrılır.Gözüne ‘Dolaşık taş’ denilen sarp kayanın başındaki sarmaşık çiçekleri ilişir.Ali o çiçekleri koparıp düğün bayrağına asmayı ve damada vermeyi düşünür.Kimsenin cesaret edip çıkamadığı o sarp kayanın başına çıkar,sarmaşık çiçeklerini koparmaya çalışır.Ali’nin oduncu arkadaşları onun gelmediğini fark ederler ama arkadan geleceğini düşünerek yollarına devam ederler.
Ali korka korka çıktığı kayanın başındaki sarmaşıklardan bir tutum koparır,tuttuğu kayanın kopmasıyla birlikte cansız yere düşerek paramparça olur.Arkadaşları odun yüklü eşekleri ile köye varmışlardır.Bir süre sonra Ali’nin gelmediği anlaşılınca geriye odun dağına dönüp onu aramaya koyulurlar. Arkadaşları Ali’yi ’Dolaşık taş’ın dibinde kanlar içinde ölü olarak bulurlar.Bu acıklı haber köye ulaşır ulaşmaz halk şaşkına döner.Düğün davulsuz zurnasız tamamlanır,gelin getirilir.Ölüm olayından birkaç gün sonra o düğünde çalgıcılık yapan Aşık Ömer San bir türkü’Ağıt’ yakar.
Sabahleyin çıktım odun yoluna
Hiç bakmamışım anam ,sağıma soluma
Dolaşık taşlarda koydum ölümü
Yetiş anam yetiş aldırdın beni
Dolaşık taşlarda koydun ölümü
Issız derelerde sabah olmadı
Çağladı kanlarım anam, dere dolmadı
Bir zamanlar yanıma kimse gelmedi
Yetiş anam yetiş aldırdın beni
Dolaşık taşları öldürdün beni
Oduna gittim Cuma ertesi
Mevkii sorarsan,dolaşık deresi
Anam ne zormuş çiçek alması
Yetiş anam yetiş aldırdın beni
Dolaşık taşlarda koydun ölümü
Doktorlar ,savcılar keşfe geldiler,
Al kanlar içinde beni gördüler,
Yazık olmuş eyvah gence dediler,
Yetiş anam yetiş aldırdın beni,
Dolaşık taşlarda öldürdün beni
Yayla yollarının çoktur yokuşu
Düğünler oluyor, gelmez okucu
Köylü matem tuttu,derin bu acı
Yetiş anam yetiş aldırdın beni
Dolaşık taşlarda koydun ölümü
Ali’yi sorarsan 20 yaşında
Ölümü gürmüş idim düşümde
Ecel kıydı beni bu genç yaşımda
Yoktur anam yoktur bunun ilacı
Köyümüze düştü, sönmez bir acı.
Denizli Acıpayam ovası:
Denizli Acıpayam ovası , Veli ağam harcayamaz başlık parası
Aman aman Ayşem şanına ,nasıl varcen Veli agamın yanına
Tepsi tepsi fındıklar,Ayşe Veli agamı gıdıklar
Aman aman Ayşem şanına ,nasıl varcen Veli agamın yanına
Tepsi tepsi pırasa,ufacık yaprağına kar yağsa
Ayşe gız kocasız galsa,gelip gidip Veli agama yalvarsa
Aman aman Ayşem şanına ,nasıl varcen Veli agamın yanına
|